|
Rekabetçi bir şirkete sahip olmak günümüz şartlarında artık en önemli var olma ihtiyacı haline gelmiştir. Eğer rakiplerinize göre rekabetçiliğinizi kaybediyor ve geride kalıyorsanız hızla iflasın eşiğine gelebilirsiniz. Şirketinizi bulunduğu duruma getirmek için harcanılan onca emek kısa bir sürede hızla ellerinizin arasından kayıp gidebilir. Tabii yarışta gerilere düşmemek yeterli değil; daha ileri de gitmek lazım. İşte bunun için rakip şirketlere göre rekabetçilik seviyenizi daha da arttırmalısınız.
Rekabetçiliğinizi artırmanın iki temel bileşini vardır. Bunlar İnovasyon yaparak rakiplerinize göre farklılık oluşturmak ve/veya yaptığınız işi rakiplerinize göre daha verimli ve etkin yapabilmektir. İnovasyon konusu bugün oldukça popüler hale gelmiş ve gündeme oturmuştur. Üzerine birçok yazı yazılıp, toplantılar düzenlenmektedir. Bununla birlikte üzerinde çok çalışılması gereken bir olgudur.Ve çok çalışıp kaynak harcamanıza rağmen bir sonuç elde edememek de mümkündür. Çünkü İnovasyon süreci kesikli bir süreçtir; yani herhangi bir konuda çok çaba sarf ediyor olmanız o alanda İnovasyon yapabileceğinizi garantilemez! O sebeple İnovasyon yaparak rekabet avantajı elde etmek riskli bir süreçtir.
Günümüzde İnovasyon yapmak için ciddi kaynak harcayıp bir çıktı alamayan birçok teşebbüs olmaktadır. İşin daha ilginç tarafı büyük firmaların ciddi kaynaklar ayırarak bulmaya çalıştıkları şeyi, bir girişimci evinde çok az bir kaynakla bulabilmektedir. O sebeple İnovasyon yaparak rekabetçi olmaya çalışacak firmaların İnovasyon sürecinin risklerini iyi değerlendirmeleri çok önemlidir.
Rekabetçi olabilmenin daha kolay ve risksiz bir yolu daha vardır: Operasyonel Verimlilik!
Operasyonel Verimliliği sağlamak artık günümüz şirketler dünyasında büyük oranda çözülmüş bir problemdir. Örgüt yapısının oluşturulması, buna bağlı olarak insan kaynaklarının seçimi, geliştirilmesi ve motivasyonu, bilgi ve malzeme akışının planlanması gibi konular Operasyonel Verimlilik için üzerinde çalışılması gereken önemli değişkenlerdir. Bu değişkenlerin, şirketin büyüklüğü, ürettiği ürün, pazarının özellikleri gibi kıstaslara göre en uygun hale getirilerek Operasyonel Verimliliğin artırılması, şirkete rakipleri karşısında ciddi bir rekabet gücü getirecektir. Örneğin, iki binli yılların sonunda şirketlerde ciddi olarak kullanılmaya başlayan bilgisayarların birbirlerine bağlanarak ağ yapıların oluşması ile şirketlerde Operasyonel Verimliliğinin artırılması konusunda belki de en önemli araçlardan birisi elde edilmiştir.
Özellikle Kurumsal Kaynak Planlama yazılımlarının şirketlerin adeta sinir sistemi haline gelmesi, bunu kullanmaya başlayan örgütler rakiplerine göre önemli bir avantaj sağlamıştır.Üretilen ürünlerin kalitesi artmış, maliyetleri düşmüş ve üretim hızı yükselmiştir.Yani Kurumsal Kaynak Planlama programı kullanan şirketler Operasyonel Verimlilik alanında ciddi bir avantaj elde etmektedirler.
Sonuç olarak şirketinizin rekabetçi olabilmesi İnovasyon yapabilmesi ve/veya Operasyonel Verimliliğini artırabilmesinden geçiyor. İnovasyon yapma seçeneği sonuç elde etme garantisi olmadığı için daha riskli bir yol. Ama Operasyonel Verimliliğe yatırım yaparsanız, mutlaka karşılığını alacaksınızdır.Bu kapsamda benim önerim, önce Operasyonel Verimliliği artırarak rekabetçi pozisyonu korumak ama bu arada da İnovasyon yapabilmenin yollarını da denemektir.
Doç. Dr. Melih Bulu
Boğaziçi Üniversitesi
|