|
Yarattığı katma değer ve istihdam olanaklarıyla ülke ekonomileri için çoğu zaman bir kaldıraç görevini üstlenen inşaat sektörü ayrı bir öneme sahip. Zira günümüzde 'inşaat' yalnızca çevrenin inşa edilmesini değil, bakım, onarım ve işletilmesine katkıda bulunan faaliyetlerin tümünü içerecek şekilde değerlendirilmektedir.
İnşaat üretimi ise artık yalnızca yapının üretimi olarak algılanmamakta; çevreyle dost, sosyal sorumluluk taşıyan, sosyal yaşama, toplumsal yapıya doğrudan etki eden, saydam ve sürdürülebilir üretim anlamına gelmektedir.
Türkiye inşaat sektörü, yüzlerce meslek dalını ilgilendirmesi nedeniyle istihdam ve üretim sürecini önemli ölçüde etkilemektedir. Ulusal ve uluslararası alanlarda büyük bir deneyime ve potansiyele sahip olan sektör, kendisine bağlı 200'den fazla alt sektörü harekete geçirme ve büyük istihdam kaynağı olma özelliğiyle 'lokomotif sektör' olarak adlandırılmaktadır.
İnşaat sektörünün hemen hemen bütün üretimi 'yatırım malı' sayılmakadır. Sektöre girdi sağlayan ve faaliyetlerini bu sektördeki gelişmelere bağlı olarak devam ettiren öteki sektörlerin katkısı da dikkate alındığında inşaat sektörünün GSMH içindeki payının yaklaşık %30 düzeyinde olduğu görülmektedir.
Ekonomideki önemi bu kadar büyük bir sektörde iş yapış biçimi incelendiğinde dağınık ve birbiriyle uyumsuz ve denetim mekanızmasının işletilemediği operasyonlar dikkati çekmektedir. Yine sektörün en karakteristik özelliklerinden biri olan aile şirket yapısı olumlu ve güçlü yönleri olduğu kadar zayıf yönleri de içermekte, iş yapış modellerindeki değişim ve reeenginerring süreçleri çok kolay benimsenememektedir.
Kurumsallaşma ve profesyonel kadrolarla iş yapabilme esnekliği zayıf olan aile şirketlerinin Türkiye’de 2.kuşağa, dünya bazında ise ancak 3. kuşağa %25 oranında taşınabildiği değerlemeye alınırsa yeniden yapılanmanın gereği çok daha net ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle sektörün işini yaparken iletişim halinde olduğu gruplar, işveren, malzeme ve ekipman tedarikçileri, satıcılar, yükleniciler, tasarımcılar, taşeronlar, çalışanlar ve müşteriler gibi sahadaki tüm oyuncuları ile geniş bir ölçekte iletişim kurmaları gerekli olmuştur. İnşaat şirketleri bir taraftan proje odaklı olup, beklenen zaman ve bütçe içerisinde projeleri sonuçlandırırken bir taraftan da müşteri odaklı olmak ve büyük zorluklarla kurulan ilişkileri çok etkili biçimde yönetmek, geliştirmek ve sürdürülebilir kılmak zorundadır.
Proje yönetimi sektörün temel operasyonudur, fakat zincirin tüm halkaları; satın alma yönetimi, yönetim muhasebesi, maliyet muhasebesi, masraf merkezli yönetim, bütçe, insan kaynakları, performans değerlendirmeleriyle bütünleşik olmak zorundadır. İhale takibi, keşif, metraj hakediş gibi temel süreçler şirket dinamiklerine uygun bir sistem içinde yaşatılabilmelidir. Ayrıca sektörün üretime geçmeden önceki bir diğer önemli aşaması olan tasarım boyutundaki süreçleri de bu yapıyla entegre olmalı, bu entegrasyon dinamik olarak sağlanmalıdır. Bu kriterleri göz önünde bulundurarak düşük toplam sahip olma maliyeti, uyumlu yapı ve analizine imkan veren araçlar, proje yönetimi araçları, inşaat sektöründe seçilecek olan ERP için önem taşıyan etmenlerdir, fakat tek başına yeterli değildir.
Günümüzde teknolojinin hızlı gelişimi ve değişimi ile birlikte Web tabanlı ERP sistemleri önem kazanmış ve uctan uca bütünleşik yönetim modelleri benimsenmeye başlanmıştır. Web tabanlı bütünleşik yapıdaki sistemler sayesinde; yönetim kademelerine güncel, doğru ve hızlı veri akışını sağlanarak, farklı lokasyonlardaki bilgiye erişim kolaylaşmış ve bunu tekli-çoklu proje ortamlarında yaşatmak kolaylaşmıştır.
Tüm bu yapılar beraberinde günlük yaşamımızın doğal parçası haline gelen mobil cihazlarda da desteklenmelidir. Bu teknolojik alt yapılar sistemlere eklemlendikçe, sistemler kurumlarda ölçülebilir katma değer yaratarak kullanıcıların vazgeçilmez bilgi yönetim araçları haline gelecektir.
Kısacası 21. yüzyılda rekabet güçlerini artırmak ve rekabet üstünlüğünü elde edebilmek zorunda olan şirketler, yaşanan hızlı değişimlere uyum sağlayabilmeli ve müşteri potansiyelini koruma ve/veya arttırma amacıyla müşteri odaklı çalışabilmek için, bilgi teknolojileri tabanlı yeni stratejiler geliştirmelidir.
İş akışlarını düzenlemek ve kaynaklarını (imalat, iş gücü, makine-ekipman, finansman v.b.) daha etkin ve verimli bir şekilde kullanmak zorundadırlar. Bu gereksinime cevap verebilen Web Tabanlı bütünleşik (E-business) yazılımları bugün tüm organizasyonların odak noktası haline gelmiştir.
İşletmenin boyutu, faaliyet gösterdiği alan ne olursa olsun, temelde karşılaşan sorunlar benzerdir. Önemli olan sorunlar ortaya çıkmadan sistemi doğru kurgulamak, bilgi akışını sağlamak, süreçleri gerçek zamanlı izlenebilir ve denetlenebilir kılmaktır. İşte tam da bu noktada uctan uca yönetimin yeni rotası inşaat sektörü olmuştur.
D.Erdem ÖLMEZ
Bilgisayar Mühendisi – Workcube İş Ortağı Admin Bilişim Yönetici Ortak
|