|
Kimilerine göre artık sınırların olmadığı bir dünyadayız. Mallar ve hizmetlerin serbest dolaştığı global bir pazar isteyenler ile yerelden yana olanlar arasındaki kavga bütün şiddetiyle devam ediyor. Küreselleşme dediğimiz bu süreçte kazananlar ve kaybedenler var. İstatistiklere göre Ulusaşırı şirketler, evrensel eğitim standartlarıyla kendini donatmış bireyler kazananlar tarafında. Ulus devletler, yerel girişimler ve dünya vatandaşı olamayan alt gelir grupları ise kaybedenler tarafında. Küreselleşme birçok birey ve işletme için imkanlar ve problemler barındırıyor. Okullarda okutulan kitaplarda ise bu yeni durumu anlamamızı sağlayacak çok az şey var.
İş, insan, devlet, toplum ve birçok konuda dimağlarımızı şekillendiren kanaatler toplamı eski paradigmalar üzerine inşaa edilmiş durumda...
İnternet çağındayız. Internet yaşamın her alanında değişime neden oluyor. Bugün birçok konuyu ve özellikle iş, işletme anlayışımızı gözden geçirmek durumundayız. Herhangi bir mal, teknoloji, kişi, şirket vb. hakkında bilgiye ulaşmak için internetin bize sunduğu imkanlar inanılmaz boyutlarda. Internet şu ana kadar insanoğlunun geliştirdiği teknolojiler içerisinde en hızlı yaygınlaşan ve en demokratik olanı. Çünkü internet teknolojileri en fakir ülkelerde dahi en yaygın penetre edilen teknoloji durumunda. Ülkemizde halihazırda üç evden biri sürekli ağa bağlı durumda. İşte size potansiyel... Fikirleri, malları, hizmetleri yaygınlaştırmak için muazzam bir iletişim ve işbirliği ortamı.
İnsanoğlu medenileşmek için şehirlere ihtiyaç duydu. Şehirlerde malları mübadele edecek pazarlar, sosyal etkileşim içine girilecek sosyal gruplar ve iş bölüşümü yapabilecek profesyonelleşme oluştu. Şehirler modern devletleri oluşturdu. Derken kolonizasyon sürecinde İngilizler ve Hollandalılar modern şirketlerin temelini attılar. Şirketler etkinlik alanlarını genişlettiler ve nihayetinde dünyanın her coğrafyasında iş yapan organizasyonlara dönüştüler. Bilgisayarlar keşfedildiklerinde ilk müşterileri her türden şirketler oldu. Unix ve aptal terminaller merkeziyetçi şirket anlayışının teknolojisiydi. MacOS ve Windows ise ademi merkeziyetçi anlayışın teknolojisiydi.
Tim Berners-Lee "WorldWideWeb"i ilk olarak NexT* işletim sisteminde çalıştırdığında büyük bir devrimi başlatmış oldu. Aptal terminallerde işletme kuralları çok kolay uygulanabiliyordu. Ancak kullanıcıların spesifik ihtiyaçları görmezden geliniyordu. Windows ise kullanıcılara sınırsız yetkiler veriyor, her kullanıcı işletme bilgisini o kadar özelleştiriyordu ki işletmede bilgi bütünlüğü sağlanamıyordu. Aslında aradığımız denge idi. Hem merkezi bir bilişim altyapısına ihtiyaç var hem de kullanıcılar için kişiselleştirilmiş bir mimariye. İşte bu teknolojinin adı: Cloud Computing - Bulut Teknolojisi.
Bulut teknolojisi işletmelere yepyeni bir örgütlenme imkanı sunuyor. Dünyanın neresinde olursa olsun uzak ofisleri, çalışanları, müşterileri, tedarikçileri gerçek zamanlı bir platformda iş yapabilir, iketişim kurabilir, işbirliği sürdürebilier hale getirebilecek yeni bir örgütlenme modeli bu. Bu modele "Virtual Enterprise / Realtime Enterprise" adını verebiliriz. Online - Ontime. Düne kadar şirketler temel olarak ERP denilen Kurumsal Kaynak Planlama başlığı altında anılan yazılımlara ihtiyaç duyuyordu. Oysa araştırmalar diyor ki ERP işletme ihtiyaçlarının %35'ini kapsıyor ve halihazırda dünyadaki ERP sistemlerinin çok büyük bir bölümü client-server mimarisinde. Yani bulut teknolojisi içermiyor. ERP alan bir işletme süreçlerini bütün olarak yönetmek istediğinde CRM, SCM, HR, PAM, Project Management gibi birçok iş yazılımına ihtiyaç duyuyor. Ayrıca CMS, B2B, B2C, Intranet, LMS, BPM, BI gibi konseptlerle işletmelerde bilgi konsolidasyonu ya imkansız ya da çok pahalı hale geliyor. İşletmelerin karmaşık IT mimarilerinden ve eklektik iş yazılımlarından kurtulmaya çalıştığı bir evredeyiz. İşte buna portal içinde yönetişim diyoruz.
Sanal ve gerçek zamanlı bir işletme olma zamanı geldi.
Ömer Turhan
Workcube A.Ş. Y.K. Başkanı
|