 |
Yeni Şeyler...
"Şirketiniz rekabet gücünü ve kar marjlarını korumak için daha hızlı koşmak, daha fazla büyümek ya da daha akıllı davranmak, tercihen üçünü birden yapmak zorunda kalacaktır. Çünkü işinizin etrafındaki duvarların kalktığı ve rekabetin her köşeden gelebileceği bir dünyada hızınızın olması gerekenden azıcık düşük, fiyatınızın azıcık pahalı olması halinde darbenin nerden geldiğini bile anlamadan kendinizi iki seksen yerde bulursunuz." |
| |
Bu cümleleri NewYork Times'ın ünlü yazarı Thomas Friedman, "Küreselleşmenin Geleceği" kitabında, yaşadığımız yeni bin yılda iş yapmanın zorluklarını anlatmak için kurmuş. Friedman haklı...
Sınırların olmadığı bir dünyaya evriliyoruz. Kimilerine göre sınırlar mal, hizmet ve krediler için kalkıyor. "Sınırların bulanıklaşması kime yarıyor?" sorusunun cevabı ise henüz verilebilmiş değil. İster büyük ister küçük olsun bence tüm şirketler aynı tehdit ve fırsatlarla karşı karşıya. Tıpkı dünyanın en güçlü ülkelerinin kendini güvende hissetmediği gibi, asırlık geleneği olan devasa şirketleri kimsenin tanımadığı daha küçük şirketlerin satınalabildiği gibi, yılın yöneticisi seçilenlerin bir yıl sonra işine son verildiği gibi... işletme kitaplarında henüz yazılmayan bir dünyadayız.
Eğer teknoloji özelinde bilgi teknolojileri bu değişimi veya belirsizliği tetikliyor ise kendimizi korumamız için yine teknolojiden yararlanmaktan başka çaremiz yok gibi gözüküyor. Kişisel olarak on yılı aşkın süredir yani Netscape firmasının ilk görsel internet tarayıcısını piyasaya sürdüğü günden beri, internet ve internetin neden olduğu olgular ve olaylar silsilesini anlamaya çalışıyorum. şunu kesin bir dille belirtmeliyim ki internet küreselleşmenin en önemli dinamosudur ve kayıtsız kalabileceğimiz bir olgu değildir. Peki satınalmalar, birleşmeler, tehditler ve fırsatların, bir başka ifadeyle masalların ve efsanelerin hergün anlatıldığı, gerçekler ile sanrıların birbirine karıştığı küresel köyde ne yapmalıyız? İnternet'in olanaklarını kullanarak kurumsal performansımızı, hatta kişisel performansımızı ve hatta ülkemizin performansını yükseltebilir miyiz?
İşte tam da bu noktada WorkCube olarak bizler genelgeçer paradigmaları da sorgulayan özgün bir bakış açısıyla, yeni bir nefes olmak için yola çıkmış bulunuyoruz. “Yeni şeyler” söylüyoruz. Kavramlarımız, bizi biz yapan kelimelerimiz var. Fikirlerimiz var ve bu fikirleri gün içinde kullanabileceğiniz araçsallığımız var. Geçen yüzyıldan kalma eklektik teknolojilere, yordamlara, çok büyük kaynaklar harcanan ama sadece fatura kesilen sistemlere ve o "dünya devleri"ne gülümsüyoruz. WorkCube tek başına bir ERP çözümü değildir, CRM çözümü değildir, HRMS değildir. Bunlar WorkCube'e gelirken uğranan ara duraklardır. WorkCube bir kurumsal dönüşüm platformu olarak bunların hepsidir.
WorkCube olarak, alan, satan, üreten, depolayan, servis veren, insan çalıştıran, dünya ile iş yapan, müşterisine, yatırımcısına, toplumuna hesap veren kurumların iyi yönetişim yapmasına katkı sağlamayı görev biliyoruz.
İşte istikametimiz budur...
Ömer Turhan
|
|